Bir çocuk can havliyle “anneciğim” diye feryat etti. Duydunuz mu? Türkçe yazıyorum ama bu “anneciğim” feryadı dünyanın bütün dillerindeydi. Farkında mısınız? Savaşlar, hastalıklar, aşılar, kıtlıklar, kıranlar, küresel ısınma hikayeleri, iklim yasaları boşuna mı çıkarılıyor? Görüyor musunuz? Birilerinin senaryosunda “insanlık” figüran rolünde... Anlıyor musunuz?
Ve en acısı da ne, bunu biliyor musunuz? Bu oyunda “çocuklar kurban…” Çocukların kurban olduğu bir dünyada yaşamak helal midir geride kalanlara? Çocukların nefeslerinin kesildiği bir vakitte nefesinizi huzurla çekebiliyor musunuz ciğerlerinize? Çocukların etlerinin yenildiği bir zamanda lokmanızı iştahla yutabiliyor musunuz? Ceninlerin sakız gibi çiğnendiği bir ortamda cikletinizi zevkle çiğneyebiliyor musunuz? Ve çocuklara tecavüz edildiği bir dünyada -Allah aşkına- huşu içinde uyuyabiliyor musunuz? Macbeth uykuyu öldürdü evet ama “EPSTEİN” de insanlığı öldürdü. Bu vebalıyı sadece bir kişi olarak düşünmeyin. Her ülkede benzeri pedofiller var.
Kaç gündür medyaya servis edilen milyonlarca “EPSTEİN ADASI” ifşaları sizi rahatsız etmedi mi? Atların çıkar çatışmasında birilerini hizaya çekme, koltuğundan etme, gözden düşürme ve yok etme adına kurulu bir düzende kimse kimsenin gözünün yaşına bakmıyor. Çocuklara mı bakacak bu vahşi düzen, onlara mı acıyacak? Bu yapı o kadar pervasız, illet ve şirret ki kendi eli de kanlı olduğu halde birilerini işaret ederek ifşa ediyor. Biz o işaret parmağının hedefine odaklanıyoruz da geride kalan dört parmağın da bunu söyleyen ya da ifşa edeni gösterdiğini biliyoruz. Bir bok çukurundakilerin hem uçkur hem organ hem et hem de kan davası bu… Ayin de diyebilirsiniz bu sapkınlıklara, ritüel de… Her ne boksa bu yapı bir şekilde bulaşan, kıyısında köşesinde duran, üzerine sıçrayan herkesi bu kokuşmuşluğa ortak ediyor.
Rabbim artık insanlığı değil çocukları koruyup esirgesin bu melunlardan! Çünkü bu ifşalardan sonra dünyanın ayağa kalkması, hangi ülkede olursa olsun bu pisliğe bulaşıp ortak olan her bir kişinin makamına, ünvanına, parasına, şanına şöhretine, siyasetine vesairesine bakılmadan yargılanmasına ve en ağır cezayla adının dahi yeryüzünde silinmesine çaba sarf etmesi gerekirdi.
Bir çocuk can havliyle “anneciğim” diye feryat etti. Öylesine bir feryattı ki bu, insanlık başını kuma gömen deve kuşu oldu birden. Sağır kesildi bu figana, kör oldu bu zulme ve lallaştı olan bitene. İnsanlıktan develiğe, develikten kuşluğa, kuşluktan da puştluğa evrildi insanlık. Halen başı kumda kıçı açıkta olan insanlık; yeryüzünde demokrasi, adalet ve özgürlük adına çocukların ölümüne müsade ediyor. Ama insanlık şunu asla unutmasın: “Yeryüzünün tek taraflı ve yanlı adaleti yanılabilir ama gökyüzünün ilahi adaleti asla ve kat’a şaşmaz.”
Bunun arkasında “İsrail var.” der “Amerika var.” diye de okuruz. Bunlar kurgu falan değil, emin olun. Efsane de değil. Hakikatin ta kendisi. Öylesine bir ağ kurulmuş ki dünyanın bütün iktidarlarının, güçlerinin, sanatçılarının, para babalarının iplerini ellerinde sımsıkı tutup istedikleri gibi yönlendirmek adına hem çocukları istismar ediyorlar hem de bu uçkur düşkünü sapkınları hizaya çekiyorlar. Ne zaman yoldan çıkmaya ya da kendilerinden uzaklaşmaya başladılar mı böylesine rezil ediyorlar. Bu aysbergin görünen kısmı, bir de görünmeyeni var.
Bazen kendi aralarındaki iktidarı da dizayn etmek ve iktidara ayar vermek için pisliklerini servis ediyorlar utanmadan. Bakın ifşa edilenler kadar bunları servis edenler de bu pisliğin içinde ve dünyanın gözü önünde “Biz bunları yaptık. Bakın bugün bazılarını harcıyoruz ama halen bu çark dönüyor ve dönecek de. Yaptıklarımızdan utanmıyoruz da.” diyorlar pişkinlikle.
Epstein Adası dünyada bir tane değildir. Her coğrafyanın kendi içinde böylesi kahrolası adaları mevcuttur. Bu yüzden çocuklarınıza sahip çıkın. Bakabileceğiniz, kontrol edebileceğiniz ve koruyabileceğiniz kadar çocuk yapın. Savaşların, depremlerin, salgınların, sellerin, sefaletin ve yokluğun olduğu yerlere bakın. Kayıp çocuklardan bahsediliyor. Kaçırılan, satılan, atılan, vakıflara teslim edilen, misyonerlere peşkeş çekilen… Çocuk avcıları bu gibi yerlerde avlanıyor ve bile isteye çıkarılan savaşlar kime hizmet ediyor? Düşünün. Hangi dünya zengininin organı için yahut elitin keyfi uğruna? Fikredin. Belki de Yahudi bir zengininin, dünya yıldızı bir sanatçının, Amerikalı bir siyasetçinin yahut elit dediğimiz parası dünya kadar olan bir zerzevatın böbreği Suriyeli, kalbi Sudanlı, karaciğeri Taylandlı çocuğundur. Tam da burada bilge lider Aliya’nın şu sözünü nokta diye koyuyorum. “Bunu hiç unutma evlat! Batı hiçbir zaman medenî olmamıştır ve bugünkü refahı, devam edegelen sömürgeciliği; döktüğü kan, akıttığı gözyaşı ve çektirdiği acılar üzerine kuruludur.”
Zulümle inşa edilen yapı ilelebet ayakta kalamaz. Batı da yerle bir olacaktır. Belki şahit olacağız buna. Zerre şüphem yok. Milyonlarca insanın acısı üzerine kurulmuş olan medeniyet elbette bunun sancısını çekecek, yaptığı ve ettiği zulmün mislini fitil fitil burnundan gelerek çekecektir.
Çocuklar bu dünyanın ebabilleridir. Onlara eziyet eden sapkınlarsa bu dünyanın filleridir. Cennet kuşu olan her bir çocuğın ahı; şu kudurmuş, zıvanadan ve kontrolden çıkmış filler güruhunun üzerine saplanıp kalacak ve onların canını alacak birer keskin ve sivri çakıl taşıdır.