Gürhan Gürses

Mülteci Çocuk

Gürhan Gürses

Sana bunu reva görenler utansın be mülteci çocuk! Ülkeni harabeye çevirenler... Seni vurmaya çalışanlar... Kızkardeşini pazar eyleyenler... Anneni yok edenler... Babanı yakanlar... Evini yıkanlar…

Sana bunu yapanlar utansın be mülteci çocuk! Dünyayı evrenin cinnethanesine çevirdiler. Kalkıp insanlık dersi verdiler. Özgürlük adına şarkılar dizdiler. Nutuk attılar kardeşlik için. Ahkam kestiler demokrasi diye. Boşa nefes tükettiler.

Ey Garp! Cinnetin ana üssü! İnsanlığın yüzsüzü!
Şu masumların  kirpiklerinden daha değerli değildir savaş uçağın. Şu sabilerin gözlerinden daha önemli değildir petrol arayışın. Silahlarından daha az kıymetli değildir bu mülteci çocuklar!

Hesabınızı, kitabınızı bir kez de olsa insanlık için yapın, insan olduğunuz için... Kalkıp da Batı’yı savunanlar kendinizi şu çocukların yerine koyun ve ona göre muhakeme edin. Soruyorum size “Suçu nedir bu yavrucakların?" Kimin oyuncağı oluyor, kimin silahının hedefi? Kimin umurunda ölen ve göçen çocuklar?

Leş mi kesildiniz ne? Hani aynıydı bütün çocuklar size, medeni millettiniz güya. Dünyanın neresinde akan bir  gözyaşı varsa mendil, dökülen kan varsa tampon, kırılan kalp varsa düğüm olacaktınız. Siz kendi ölümünü düğün havası içinde sundunuz fakir ve sahipsiz ülkelere. Suriye'yi cehenneme çevirdiniz, Gazze’yi, İran’ı…

Dilinizden hiçbir şey anlamıyor, anlamak da istemiyoruz. İnsanlığın en büyük düşmanısınız. Evinden yurdundan edilmiş çocukların uykularının katilisiniz. Onların toprağa, sokağa ve malum adalara düşmesinin sebebisiniz. Avrupa'da on binlerce kayıp çocuk var. Hesabını soran bile yok.

Ey mülteci çocuk! Metrobüste uyuyan sensin kabul ama ayakta uyuyan koca bir yığın… Kime sığınacaksın sahiden? Hazreti Ali mi var bu dünyada, Hamza mı, Ömer mi? Acıyan var mı sana ey mülteci çocuk!

Sana bakıp utanması gereken bir çağdaş Avrupa var! Uzaya çıkmış Amerika, Rusya… Var da var ama sadece kendi çocuklarına. Onların ancak üzerimize saldıkları köpekleri var. Vicdan yok, şefkat, acıma. Sadece susup durmak ve bakmak var.

Metrobüste bir mülteci çocuk! Elinde kağıt mendil... Yorgunluktan yere çöken… Çöktüğü yerde uyuyakalan… Vatan toprağına düşen baş metrobüste başını dayadığın dizden iyidir.

Ey mülteci çocuk, suçluyuz. Uykunu çalan var, özgürlüğünü, hayatını… Kördüğüm olmuş bir coğrafyada elbet sana da yer yok. İstanbul'da bir metrobüstesin. Elinde satmaya çalıştığın kağıt mendiller... Gözlerinde uyku... Başkasının dizlerinde başın... Daha kaç ki senin yaşın ey mülteci çocuk! Kim silecek gözlerindeki korkuyla karışık yaşı?

Yazarın Diğer Yazıları