Seçilmişlik hezeyanlarıyla Orta Doğu'yu kana bulayan radikal din devleti Siyonist İsrail ve onun maşası olmuş ABD, dünya tarihinde eşine az rastlanır bir pişkinlik ve taşkınlık içerisindedir. Gazze'de 70 binin üzerinde (çoğunluğu çocuk ve kadın olmak üzere) masumun kanı üzerinden strateji kuran bu yapı, şu sıralar bir başka radikal din devleti İran'a yönelmiş durumda. İlk icraatleri ise yine okul ve hastane bombalayarak içindeki çoluk çocuğu katletmek olmuştur.
Söz konusu tablo karşısında özellikle Batı'nın, Ukrayna'da gösterdiği hassasiyetin yarısını bile Orta Doğu'nun mazlum sivilleri için göstermemesi, ikiyüzlülüklerini gözler önüne seren olaylardan bir başkası olarak tarihe geçecektir. Bu noktada çoktan feshedilip veto hakkına sahip beş ülke dışında yeniden yapılandırılması gereken BM ise yine işlevsiz bir yapı olmaktan öteye gidememiştir.
Adaletsizlik sadece sahada değil, masada da sürdürülmektedir. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu ve Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması gibi mekanizmalar, dünyayı "nükleer silahı olan imtiyazlılar" ve "nükleerden men edilenler" olarak ikiye bölmüş durumdadır. Elbette İran nükleer silahlara sahip olmamalıdır; ancak İsrail ve ABD de olmamalıdır. Birinin elindeki atom bombasını "güvenlik" unsuru, diğerininkini "tehdit" olarak gören bu çarpık mantık, evrensel hukuku değil, güçlünün haklı olduğu barbarlık yasalarını temsil etmektedir.
Dünya bu karanlık döngüdeyken, Türkiye'nin insani yardım ve mülteci ev sahipliği konularında dünyada birinci olması, onun sadece bir devlet değil, küresel vicdanın son kalesi olduğunun da kanıtıdır. Zira bu mesele, siyasi görüşlerin ve ideolojik ayrımların çok ötesinde; her kesimden insanımızın aynı insani sızıyı hissettiği ortak bir vicdan sınavıdır. Türk halkının ortak vicdanı, tarih boyunca olduğu gibi bugün de ezilenin yanında saf tutmak olmuştur.
Safi kötülük üzerine kurulu dünya düzeninde tanık olduğumuz son olaylar, en büyük gücümüz olan kriz anlarındaki kenetlenme irademizin ne denli zaruri olduğunu açıkça göstermektedir. Emin olun bu güçlü toplumsal refleks başka toplumlarda bu denli belirgin değil.