Stoacı filozof Chrysippus’un anlattığı küçük bir benzetme vardır. Felsefe kitaplarının sayfalarında kalmış gibi görünse de aslında insan hayatına dair oldukça yalın bir gerçeği anlatır.
Bir köpek, bir arabaya bağlanmıştır. Araba hareket ettiğinde köpeğin önünde iki seçenek vardır. Ya arabayla birlikte yürür; adımlarını onun ritmine uydurur. Ya da direnmeye çalışır. Direnirse araba yine ilerler ama köpek bu kez istemeden sürüklenir.
Stoacılar bu hikâyeyle kader ile insan iradesi arasındaki ilişkiyi anlatmaya çalışırlar. Araba hayatın akışıdır. Zamanın ilerleyişi, değişen şartlar, karşılaşılan olaylar… Bunların çoğu bizim irademizin dışında gerçekleşir. Köpek ise insanın kendisidir. Yani bizim tavrımız.
Hayatın arabası zaten hareket etmektedir. İster kabul edelim ister etmeyelim, zaman ilerler, şartlar değişir, kapılar kapanır, yenileri açılır. İnsan çoğu zaman arabayı durdurmaya çalışır; ama çoğu zaman başardığı şey yalnızca yolun daha sert hissedilmesi olur.
Bugünün dünyasında insanlar belki de hiç olmadığı kadar direnerek yaşamaya çalışıyor. Değişime, zamana, hatta kendi hayatlarının doğal akışına karşı direniyorlar. Birçok insanın yorgunluğu, aslında yürüdüğü yolun uzunluğundan değil; sürüklenmemek için gösterdiği dirençten doğuyor. Oysa Stoacıların söylediği şey oldukça sadedir.
“Hayatın arabasını kontrol edemeyebilirsin. Ama onunla nasıl yürüyeceğini seçebilirsin.”
Bu teslimiyet değildir. Aksine bir tür bilgeliktir. Çünkü insanın gücü her şeyi değiştirmeye yetmeyebilir; fakat her zaman kendi tavrını seçmeye yeter.
Birçok hayal gerçekleşmez, bazı planlar bozulur, bazı kapılar beklenmedik şekilde kapanır. İnsan bu anlarda çoğu zaman hayatın kendisine haksızlık ettiğini düşünür. Oysa bazen mesele hayatın sertliği değil, bizim ipin ucundaki gerilimi fark etmememizdir. Stoacılar bu yüzden bilge insanı şöyle tarif eder:
“Hayatın arabasına bağlandığını bilen ve yürümeyi öğrenen insan.”
Belki de huzur dediğimiz şey tam olarak burada saklıdır. Arabayı durdurmakta değil, onunla yürümeyi öğrenmekte. Çünkü araba zaten ilerler. Mesele, o yolculuğun yürüyerek mi yoksa sürüklenerek mi yapılacağıdır.