Korkmaz Türkoğlu

Ey Aziz Hünkar!!!!!

Korkmaz Türkoğlu

Bugün sizlere Osmanlının 32.padişahı olan SULTAN ABDULLAZİZ’i anlatmak istiyorum. Şehzadeliği döneminde, devrinin en ehil ellerinden  çok iyi bir eğitim almıştı. Osmanlının en zor dönemlerinin olduğu yıllar. Ekonomik sıkıntılarla boğuşan, kaybedilen savaşlardan dolayı itibarı zedelenen Hasta Adam diye yaftalanan bir devletin şehzadesi olarak durumun bu şekilde olmasını asla kabullenemiyordu. Tahta çıkmak onun için kafasında ki reçeteyi uygulamak adına tek çıkar yoldu. Devletin her yönünü analiz etmiş , zayıf yönlerinin nasıl düzeltileceği konusunda çözümler üretmişti. Kendini her konuda yetiştirmeye adamış gençliğini bu uğurda geçirmişti. Bir yandan askeri eğitimler alıp savaş stratejileri üretmiş bir yandan sanat ve edebi yönden geliştirmişti. Pehlivanlığını  bilmeyen yoktu, o kadar heybetli bir yapısı vardı ki karşısında konuşmak bile  cesaret istiyordu. Tarih 1861 senesini gösterdiğinde nihayet gönlünde ki muradına ermiş 32. Osmanlı Padişahı olarak tahta çıkmıştı. Yol haritası belliydi öncelikli hedefi Hasta Adam yaftasını Osmanlının üzerinden silip atmaktı. O dönem Rusya Osmanlı toprakları üzerinde büyük emellere sahipti. Fakat bunu ince bir siyaset güderek yapma amacındaydı. Osmanlı coğrafyasında ki Ortodoks Hristiyanların koruyuculuğunu bahane ederek özellikle balkanlarda ortalığı karıştırıyordu. Devrin Rus Çarı İngiltere Kralına Osmanlıyı ortadan kaldırma ve topraklarını paylaşma teklifi ile gitmiş ancak İngiltere Kralı Rusların sıcak denizlere inmesi durumunda emperyalist hedeflerinin endişesiyle tutumunu Osmanlının toprak bütünlüğü yönünde kullanmıştı.

Sultan ilk olarak ordunun düzeltilmesini gündemine almış kısa zamanda yaptığı reformlar ve donanmaya kattığı zırhlılarıyla dünyanın 3. Büyük donanmasını kurmuştur. Eğitim alanında açtığı okullar sayesinde modern anlamda yetişen subaylardan kurulu bir ordu hedefine ulaşmıştır. Evet hasta adam iyileşmeye başlıyordu. Dünya tarihine yön vermeye kaldığı yerden devam edecekti. Bu durum İngilizleri korkuya düşürdü. Osmanlıya savaş açarak zarar vermek Ruslara hizmet etmekti. Onun  yerine klasik İngiliz oyunları devreye girmişti. Sultan Abdullaziz durdurulmalıydı. Bunu yaparken işbirlikçilerini devreye sokup sultanı devre dışı bırakmalıydı. Bu konuda kullanılacak en ideal aday Hüseyin Avni Paşaydı. Harbiye mektebinden mezun olduktan sonra sebebi halen meçhul bir şekilde hızla paşalığa kadar yükselmişti. Evet onun bu liyakatsiz yükselişi elbette kendisini oraya taşıyan güçlerinin emrini getirmek içindi. Emri almış ve Sultanı tahttan indirmek için girişimlere başlamıştı. Bir padişahın tahttan indirilmesinin 2 yolu vardı. Ya padişahın akıl sağlığının yitirilmesi ya da şeyhülislamdan fetva almaktı. Akıl sağlığını yitirdi iddiası üzerinden gidilemeyeceğini biliyordu çünkü kısa zamanda yaptığı reformlar ancak üstün zekaya sahip birinin yapacağı bir başarıydı. O zaman tek yol kalmıştı devrin şeyhülislamı Mehmed Hayrullah efendiden alınacak fetva. Şeyhülislamla yapmış olduğu pazarlık neticesinde Sultanın tahtan indirilme fetvasını alan Hüseyin Avni Paşa , o dönemde yapılan öğrenci isyanlarını bahane gösterip padişahı korumak amacıyla kandırılmış bir askeri topluluğu sarayın etrafına konuşlandırıp saraya padişahın huzuruna girmiştir. Padişaha fetvayı uzattıktan sonra sarayın etrafının askerlerce kuşatıldığı yalanıyla direnmemesini aksi halde kanlı bir baskınla işin neticeleneceği bahanesiyle Sultanı ikna etmiştir.

Evet devrin aziz hünkarını milletin hadimi, padişahını bir oldu bitti ile tahttan indirme görevini başarmıştır. Ancak olay bununla da bitmemiştir. Topkapı sarayına götürülen hünkar orda tutsak tutulduktan sonra Feriye Sarayına götürülüp kimseyle görüşmemesi sağlanmıştır. Hasta adamı ayağa kaldıran dünyanın 3. Büyük donanmasını kuran bu aziz şahsiyet Feriye Sarayında eski elbiseler giydirilerek sağında ve solunda alaycı bir ifadeyle poz veren iki bedbahtın olduğu o dramatik resmi çekmişlerdir. Pozu verenler subilimine mesajını da vermiştir. Elini paltosunun düğmeleri arasından sokan o poz aslında masonik bir mesajdı. İngilizlerin korkuları tabi ki burada  bitmemiştir. Bu üstün kabiliyetli devlet adamının varlığı her daim tehlikeydi. Bir sabah namazı vakti odasına giren 6 azılı cani tarafından iki bileği kesilip intihar süsü verilerek intikamlarını almışlardır.

 İçimizi yakan bu hadiseyi okurlarıma anlatıp , bir kahramanın hayat hikayesini dilim döndüğünce hatırlatmak istedim. Ruhun şad olsun ey AZİZ HÜNKAR….

Yazarın Diğer Yazıları