Dostlarım ara sıra eleştiriyorlar beni.
“Bu şehrin derdi bir tek seni mi almış?” diye.
“Sen niye düşmüşsün ortaya?
Baksana, herkes hayatından memnun.
Kimsenin gıkı çıkmıyor.
Herkes Elazığ’ı büyükşehir görüyor.
Sen habire ‘Kasabaya çevrildi’ deyip duruyorsun.”
Vallahi yapacak bir şey yok.
Huyum kurusun, tabiatım böyle.
At gözlüğü takmayı beceremiyorum.
Güneş gözlüğü taksam bile şehirle kasabayı ayırt edebiliyorum.
Hani diyordu ya şair:
“Sen susarsan, ben susarsam, o susarsa nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa…”
İşte ben o susmayanlardan oldum ve olmaya da devam edeceğim.
Çünkü ben bu şehri laf olsun diye değil, gerçekten seviyorum.
Çünkü ben bu şehrin nereden nereye gerilediğini çok iyi görebiliyorum.
2020’den beri hep yazıyorum, hep söylüyorum.
Bu şehrin en büyük sorunu kentsel dönüşümdür, diyorum.
Ve bu işi de bunların yapamayacağını haykırıp duruyorum.
Yıl 2026.
“Verin satam, algı yapam” mantığıyla idare edilen şehrin hâli ortada.
Şehrin merkez 19 mahallesinde hakem 8’e kadar saymış vaziyette.
İşin sorumlularının gündeminde böyle bir sorun yok.
Bu sorunu çözmek için parmak dahi oynatmıyorlar.
Maç başlamadan önce tribünlere bir iki varyete…
Maç başlayınca sahada yoklar.
Peki, bu şehirde kentsel dönüşümün yapılmamasının sebebi kim?
Merkezî hükümet mi?
Milletvekilleri mi?
Her ikisi de değil.
Bu şehirde kentsel dönüşüm yapılamamasının sebebi bellidir.
Biz yıllardır söylüyoruz. Bakan Kurum da dün kentsel dönüşümün kimin işi olduğunu açık açık söyledi.
“Belediyelerimizin aziz milletimize taahhüt ettikleri dönüşüm sözlerini acilen yerine getirmelerini bekliyoruz.” dedi.
“Herkesi de aslında asli görevi olan belediye başkanlığı vazifesine, görevine davet ediyoruz.” dedi.
“Siz projelerle gelin; biz dün olduğu gibi bugün de öncü olmaya, destek olmaya hazırız.” demeyi de unutmadı.
Deprem konusunda tedbir almayan belediyeleri uyaran Bakan Kurum:
“Bugünden, acilen, derhal harekete geçmeyen herkes tarih, vicdan ve millet önünde mahcup olacaktır.” dedi.
Zannetmeyin ki Bakan Kurum bu sözleri muhalefet partileri için söyledi.
“Gızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” misaliydi Bakan Kurum’un sözleri.
Bu ülkenin bakanı,
“Hangi belediye başkanı kentsel dönüşümde destek istemiş de biz kapımızı kapatmışız?
Hangisi bir proje getirmiş de biz hayır demişiz?” diye bas bas bağırırken;
Bu şehir 7 yıldır kentsel dönüşümü yapacağız,yapıyoruz şarkısını dinleyip duruyor.
Şarkı hep aynı ama her defasında makam farklı.
Bazen Rast makamında , bazen Uşşak, bazen Hicaz, bazen de Nihavend .
Kimse kusura bakmasın.
43 Mahallesinden 19 mahallesi yok olan ve bir türlü ayağa kaldırılamayan bir şehre şehir değil kasaba denir.
Vesselam…