Gürhan Gürses

Öyle Bir Vakte Geldik Ki

Gürhan Gürses


öyle bir vakte geldik ki
şoför durakta durdu diye 
baş tacı ediyoruz
doktor ilaç yazdı 
savcı soruşturma izni verdi
öğretmen ilgilendi diye
kimse asıl işimizin bu olduğunu bilmiyor 
ve ilgilenmiyor da bununla

öyle bir vakte geldik ki
çöpçü yerdeki izmariti aldı diye  
gururla paylaşıyoruz
bahçıvan çiçeği suladı diye 
mutlu oluyoruz 
veteriner köpeği okşadı diye
onu dünyanın en iyi insanı belliyoruz
müteahhit evimizi yaptı diye
kahramanmış gibi alkışlıyoruz
vali bir çocuğun başını okşadı diye
onu dünyanın en şefkatli insanı addediyoruz
herkesin vazifesinin gereğini yaptığı yerde
üzerimize vazifeymiş gibi anlatıyoruz
oysa etraf çöp dolu
çiçekler kökünden sökülüyor
köpekler vahşice zehirleniyor
evler yıkılıyor
çocuklar istismar ediliyor
acı bir gülüş kalıyor 
dudağımızın kıvrımında 
ve avuçlarımız şakşaktan ağrıyor

marifetmiş gibi paylaşıyoruz bir de 
siyasetçi bana güldü
bürokrat çay söyledi
amir elini uzattı
müdür kahvaltı yaptı benimle diye 
yerel gazete oluyoruz herkese 
onlarla aynı karede görünmek 
sanki başımızı göğe erdiriyor
bizi sonsuz mutlu ediyor
bu nasıl bir eksiklik
yok öyle değil nasıl bir eziklik
marifetmiş gibi bir de hava atıyoruz
akıllım sen varsın diye onlar var
sen yoksan onlar ne diye var

öyle bir vakte geldik ki
yalakalıkta pik yapıyoruz
biri atandı mı bir koltuğa 
tanıyan tanımayan ziyaret ediyor 
“muvaffakiyetler” diliyor
bunu da hemen sosyal medyada 
fotoğraflayıp paylaşıyor
adamın sizi tanıyıp tanımaması mühim değil
ne yapıp ne yapamayacağı da 
bu ziyaretler ve iadeyi ziyaretler
-sadece merak ediyorum-
gelişmiş ülkelerde var mı

"Allah sizi başımızdan eksik etmesin." diyoruz 
iyi de hele bir nefeslen 
dün olmayan, yarın olmayacak ve 
daha koltukta rüştünü ispat etmemiş biri için
pek de iddialı bir dilek bu
size mi kalmış bilgi alışverişinde bulunmak
pek de faydalı bir sohbet oldu demek
o zaman bu halkın hali ne
ben mi yanlış yerde yaşıyorum 
bunlar mı farklı yerde yaşıyor 
hem ilgi ve alakasından dolayı diyerek 
hem de  teşekkürlerini ve şükranlarını sunarak
gereksiz sözcüklerle  anlatım bozukluğuna düşerek 
yıkayıp yağlamanın Everest’i olmayın.
postürünüze dikkat edin aman ha
duruş bozukluğu olmasın sizde

tabii ki memlekete bir çivi çakanı  
takdir edeceğiz
insanına faydası olanı  
alkışlayacağız
liyakatı ve kifayeti gördükçe ama …

dün poz verip sosyal medyada paylaştığınız 
eğer bugün orada değilse 
selamınız da övgünüz de
paylaşımınız da kesiliyor anında
hayırdır?

öyle bir vakte geldik ki
bak, yerdeki kağıdı aldım diye kameraya çekiyoruz
bak, ayakkabısı olmayana ayakkabı aldım
bak, ekmeği olmayana ekmek verdim
bak, suyu olmayana su içirdim
bak, bu benim
bak, bunu yapan da benim
bak, bu da ekmek verip su içirdiğim zatı fukara
iki üç kare fotoğrafla kalbimizi tatmin ediyor
insanlığımızı tescilliyoruz
içi boş projelerle el üstünde tutuluyor
kofik düşüncelerle kanaat önderi oluyor
yamuk tavrımızla akil adam sayılıyoruz

öyle bir vakte geldik ki
her şey var ama hiçbir şey yok
yine eski tas eski hamam
tellaklar değişiyor eller değişmiyor
tokat aynı tokat  sille aynı sille
sefalet yine ortalıkta kol geziyor
sorunlar yine dağ gibi birikiyor
olan yine garibe gurebaya oluyor

çözüm yok sadece pansuman var
öldürmeyecek kadar iyileşme 
evet bunun da rantçısı var;
çıkarcısı, kârcısı, yancısı,
yardakçısı, şakşakçısı

makamı sağlamlaştırmak adına
bir iki kare çek sahada kafi
dostlar görsün seni çarşıda
ondan sonra otur meşin koltuğa 
en acısı da kahramanımızmış gibi
bizi uçurumdan itene hayranlıkla bakıyoruz
aşık oluyoruz müsebbibimize
ölmüşüz oysa farkında değiliz

kadınların katilleri bulunmuyor
öğrencilerin önü alınmıyor
velilerin eğitimdeki uzmanlığı  sorgulanmıyor
magandaların direksiyonu sökülmüyor
beni vuran iyileştirmesin lütfen
bana küfreden çiçek almasın bir zahmet, 
asıl bu eziyet

iyi niyetliler asılıyor
güzel kalpliler yok biliniyor
işin ehli olan uzakta tutuluyor
liyakatli olan küstürülüyor
ve en önemlisi harbi olan etiketleniyor
daha çok sular akacak bu mecrada
bizi suya iten uzatacak bir elini
diğer eliyle fotoğraflayacak bunu
düşmanı dost zannedeceğiz
dostu düşman bileceğiz

öyle bir vakte geldik ki
yalanlar gerçek oluyor bir tuşla
hak batıla dönüyor bir deklanşörle
gizli kameralarla insanlığımız test
ve derdest ediliyor
imdat diyoruz kulaklar sağır kesiliyor
medet diyoruz rabbe sığınıyoruz.

öyle bir vakte geldik ki
insanlığımızdan utanıyoruz

Yazarın Diğer Yazıları