öyle bir vakte geldik ki
şoför durakta durdu diye
baş tacı ediyoruz
doktor ilaç yazdı
savcı soruşturma izni verdi
öğretmen ilgilendi diye
kimse asıl işimizin bu olduğunu bilmiyor
ve ilgilenmiyor da bununla
öyle bir vakte geldik ki
çöpçü yerdeki izmariti aldı diye
gururla paylaşıyoruz
bahçıvan çiçeği suladı diye
mutlu oluyoruz
veteriner köpeği okşadı diye
onu dünyanın en iyi insanı belliyoruz
müteahhit evimizi yaptı diye
kahramanmış gibi alkışlıyoruz
vali bir çocuğun başını okşadı diye
onu dünyanın en şefkatli insanı addediyoruz
herkesin vazifesinin gereğini yaptığı yerde
üzerimize vazifeymiş gibi anlatıyoruz
oysa etraf çöp dolu
çiçekler kökünden sökülüyor
köpekler vahşice zehirleniyor
evler yıkılıyor
çocuklar istismar ediliyor
acı bir gülüş kalıyor
dudağımızın kıvrımında
ve avuçlarımız şakşaktan ağrıyor
marifetmiş gibi paylaşıyoruz bir de
siyasetçi bana güldü
bürokrat çay söyledi
amir elini uzattı
müdür kahvaltı yaptı benimle diye
yerel gazete oluyoruz herkese
onlarla aynı karede görünmek
sanki başımızı göğe erdiriyor
bizi sonsuz mutlu ediyor
bu nasıl bir eksiklik
yok öyle değil nasıl bir eziklik
marifetmiş gibi bir de hava atıyoruz
akıllım sen varsın diye onlar var
sen yoksan onlar ne diye var
öyle bir vakte geldik ki
yalakalıkta pik yapıyoruz
biri atandı mı bir koltuğa
tanıyan tanımayan ziyaret ediyor
“muvaffakiyetler” diliyor
bunu da hemen sosyal medyada
fotoğraflayıp paylaşıyor
adamın sizi tanıyıp tanımaması mühim değil
ne yapıp ne yapamayacağı da
bu ziyaretler ve iadeyi ziyaretler
-sadece merak ediyorum-
gelişmiş ülkelerde var mı
"Allah sizi başımızdan eksik etmesin." diyoruz
iyi de hele bir nefeslen
dün olmayan, yarın olmayacak ve
daha koltukta rüştünü ispat etmemiş biri için
pek de iddialı bir dilek bu
size mi kalmış bilgi alışverişinde bulunmak
pek de faydalı bir sohbet oldu demek
o zaman bu halkın hali ne
ben mi yanlış yerde yaşıyorum
bunlar mı farklı yerde yaşıyor
hem ilgi ve alakasından dolayı diyerek
hem de teşekkürlerini ve şükranlarını sunarak
gereksiz sözcüklerle anlatım bozukluğuna düşerek
yıkayıp yağlamanın Everest’i olmayın.
postürünüze dikkat edin aman ha
duruş bozukluğu olmasın sizde
tabii ki memlekete bir çivi çakanı
takdir edeceğiz
insanına faydası olanı
alkışlayacağız
liyakatı ve kifayeti gördükçe ama …
dün poz verip sosyal medyada paylaştığınız
eğer bugün orada değilse
selamınız da övgünüz de
paylaşımınız da kesiliyor anında
hayırdır?
öyle bir vakte geldik ki
bak, yerdeki kağıdı aldım diye kameraya çekiyoruz
bak, ayakkabısı olmayana ayakkabı aldım
bak, ekmeği olmayana ekmek verdim
bak, suyu olmayana su içirdim
bak, bu benim
bak, bunu yapan da benim
bak, bu da ekmek verip su içirdiğim zatı fukara
iki üç kare fotoğrafla kalbimizi tatmin ediyor
insanlığımızı tescilliyoruz
içi boş projelerle el üstünde tutuluyor
kofik düşüncelerle kanaat önderi oluyor
yamuk tavrımızla akil adam sayılıyoruz
öyle bir vakte geldik ki
her şey var ama hiçbir şey yok
yine eski tas eski hamam
tellaklar değişiyor eller değişmiyor
tokat aynı tokat sille aynı sille
sefalet yine ortalıkta kol geziyor
sorunlar yine dağ gibi birikiyor
olan yine garibe gurebaya oluyor
çözüm yok sadece pansuman var
öldürmeyecek kadar iyileşme
evet bunun da rantçısı var;
çıkarcısı, kârcısı, yancısı,
yardakçısı, şakşakçısı
makamı sağlamlaştırmak adına
bir iki kare çek sahada kafi
dostlar görsün seni çarşıda
ondan sonra otur meşin koltuğa
en acısı da kahramanımızmış gibi
bizi uçurumdan itene hayranlıkla bakıyoruz
aşık oluyoruz müsebbibimize
ölmüşüz oysa farkında değiliz
kadınların katilleri bulunmuyor
öğrencilerin önü alınmıyor
velilerin eğitimdeki uzmanlığı sorgulanmıyor
magandaların direksiyonu sökülmüyor
beni vuran iyileştirmesin lütfen
bana küfreden çiçek almasın bir zahmet,
asıl bu eziyet
iyi niyetliler asılıyor
güzel kalpliler yok biliniyor
işin ehli olan uzakta tutuluyor
liyakatli olan küstürülüyor
ve en önemlisi harbi olan etiketleniyor
daha çok sular akacak bu mecrada
bizi suya iten uzatacak bir elini
diğer eliyle fotoğraflayacak bunu
düşmanı dost zannedeceğiz
dostu düşman bileceğiz
öyle bir vakte geldik ki
yalanlar gerçek oluyor bir tuşla
hak batıla dönüyor bir deklanşörle
gizli kameralarla insanlığımız test
ve derdest ediliyor
imdat diyoruz kulaklar sağır kesiliyor
medet diyoruz rabbe sığınıyoruz.
öyle bir vakte geldik ki
insanlığımızdan utanıyoruz