İlknur Tabak Mutlu

Adım Adım Elazığ: Doğanın İçinden Geçen Spor, Trekking

İlknur Tabak Mutlu

Bazı şehirler gezilir, bazı şehirler ise yürünerek keşfedilir. Elazığ, yürüdükçe kendini anlatan şehirlerden biridir.

Dağları, vadileri, gölleri, kanyonları ve binlerce yıllık tarihiyle Elazığ, doğa sporları açısından aslında oldukça güçlü bir coğrafyaya sahip. Bu potansiyelin en güzel karşılıklarından biri de son yıllarda giderek daha fazla ilgi gören trekking, yani doğa yürüyüşüdür.

Trekking denildiğinde çoğu kişinin aklına yalnızca uzun bir yürüyüş geliyor. Oysa trekking; belirlenmiş ya da doğal güzergâhlarda, kimi zaman saatler süren, kimi zaman zirveye ulaşmayı hedefleyen, insanı hem fiziksel hem de zihinsel olarak doğanın içine çeken bir spor dalıdır. Üstelik pahalı tesislere veya karmaşık ekipmanlara ihtiyaç duymaz. Sağlam bir yürüyüş ayakkabısı, uygun kıyafet, yeterli su ve bilinçli seçilmiş bir rota çoğu zaman başlangıç için yeterlidir.

Elazığ'ın Trekking İçin Büyük Avantajı

Elazığ'ın coğrafyasına baktığımızda trekking açısından elimizde ciddi bir zenginlik olduğunu görüyoruz.

Bunun en önemli örneklerinden biri kuşkusuz Hazarbaba Dağı. Sivrice'de bulunan ve 2.347 metre yüksekliğe ulaşan Hazarbaba, bulunduğu konum sayesinde Hazar Gölü ve Keban Baraj Gölü'nün etkileyici manzaralarını aynı coğrafyada buluşturuyor. Elazığ İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü de Hazarbaba'yı dağ ve doğa yürüyüşleri için ideal alanlardan biri olarak gösteriyor. Bölgede geleneksel olarak dağ-doğa yürüyüşleri de gerçekleştiriliyor.

Hazarbaba'nın trekking açısından değeri yalnızca manzarasından ibaret değil. Kayak Merkezi-Hazarbaba Zirvesi güzergâhında tanımlanan yürüyüş rotalarından biri yaklaşık 10,8 kilometre uzunluğunda ve tahmini 5 saatlik bir parkur sunuyor.

Ama Elazığ'da trekking Hazarbaba ile sınırlı değil.

Mastar Dağı, Harput ve Buzluk Mağarası çevresi, Hazar Gölü-Sivrice güzergâhları, Keban çevresi, Palu'nun tarihi ve doğal alanları ile farklı yerel parkurlar yürüyüş tutkunları için değerlendirilebilecek önemli güzergâhlar arasında. Elazığ Valiliğinin tanıtımında da 2.347 metrelik Hazarbaba ile 2.171 metrelik Mastar Dağı'nın doğa yürüyüşleri açısından elverişli olduğu özellikle belirtiliyor.

Aslında burada dikkat çekmemiz gereken mesele şu:

Elazığ'da trekking yapılacak yer aramıyoruz; trekking yapılabilecek onlarca değerin yeterince görünür olmasını sağlamaya çalışıyoruz.

Bir Spor Dalından Daha Fazlası

Trekking yalnızca spor değildir.

Bir patikada yürürken telefon ekranından uzaklaşırsınız. Şehrin gürültüsü geride kalır. Önünüzde birkaç kilometrelik yol, yanınızda yürüyen insanlar ve başınızı kaldırdığınızda çoğu zaman farkına bile varmadığımız bir memleket manzarası vardır.

İşte doğa sporlarının insana verdiği en önemli şeylerden biri budur: Yavaşlamak ve yeniden fark etmek.

Elazığ'ın da buna ihtiyacı var.

Hazarbaba'nın zirvesine yürüyen bir genç, Hazar Gölü'ne yalnızca otomobilinin camından bakmaz. Harput'tan patikalara inen biri, binlerce yıllık bir coğrafyaya başka gözle bakmaya başlar. Palu'da yürüyen biri için tarih artık birkaç satırlık bilgi değil, ayaklarının altında uzanan bir yol olur.

Trekking bu nedenle sporla turizmi, tarihle doğayı ve insanla yaşadığı şehri aynı noktada buluşturabilecek önemli bir faaliyettir.

Elazığ Neden Bir Trekking Şehri Olmasın?

Türkiye'de doğa turizmine ilgi her geçen gün artarken Elazığ'ın sahip olduğu bu potansiyeli daha planlı değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum.

Yürüyüş güzergâhlarının belirlenmesi, zorluk derecelerinin sınıflandırılması, yönlendirme tabelalarının yerleştirilmesi, dijital rota haritalarının hazırlanması ve belirli dönemlerde profesyonel rehberler eşliğinde yürüyüş organizasyonlarının düzenlenmesi bu alana önemli katkı sağlayabilir.

Özellikle Hazarbaba-Hazar Gölü-Sivrice hattı, doğa sporları açısından Elazığ'ın önemli markalarından biri hâline getirilebilir.

Üniversite öğrencilerinin, gençlerin, spor kulüplerinin ve şehir dışından gelecek doğaseverlerin katılacağı trekking festivalleri neden yapılmasın?

Harput'tan başlayan bir tarih ve doğa yürüyüşü neden gelenekselleşmesin?

Palu'nun tarihi dokusu ile doğal güzelliklerini birleştiren parkurlar neden Türkiye'nin trekking rotaları arasında daha güçlü biçimde yer almasın?

Bunlar ulaşılamayacak hedefler değil. Çünkü en pahalı kısmına zaten sahibiz: Doğaya.

Geriye onu doğru tanıtmak, korumak ve sürdürülebilir şekilde kullanmak kalıyor.

Bir Çift Ayakkabı, Bir Sırt Çantası ve Elazığ

Doğa sporları üzerine konuşmaya trekking ile başlamamızın özel bir nedeni var.

Çünkü trekking, insanı doğaya götürmenin belki de en sade yolu.

Ne motor sesi var ne beton ne de dört duvar…

Sadece attığınız adımlar ve önünüzde uzanan yol.

Belki de Elazığ'ı yeniden keşfetmek için çok uzağa gitmemize gerek yok. Hazarbaba'nın eteklerinde, Hazar'ın kıyısında, Harput'un patikalarında, Mastar'ın yamaçlarında bizi bekleyen bambaşka bir şehir var.

Yeter ki yürümeye başlayalım.

Çünkü bazen bir şehri tanımanın en güzel yolu, ona yukarıdan bakmak değil; toprağına basarak, adım adım içinden geçmektir.

Yazarın Diğer Yazıları