Bekleme Kültürünün Kayboluşu
Merve Taşel Öztekin
Günümüzde her şey bir parmak şıklatması kadar yakınımızda. Acıkınca telefon ekranına iki kez dokunuyoruz, kapımız çalıyor. Birini özleyince görüntülü arıyoruz, karşımızda bitiyor. Bilgiye ulaşmak için kütüphane raflarında kaybolmamıza gerek yok; arama motorları saliseler içinde milyonlarca sonuç döküyor önümüze. Hızın büyüleyici konforu içinde yaşarken, aslında çok kıymetli bir şeyi sessiz sedasız kaybettik: "Beklemenin o naif kültürünü."
Eskiden "sabır", sadece bir erdem değil, hayatın doğal bir ritmiydi. Bir mektubun gelmesini haftalarca beklerdik. O zarfın içindeki el yazısına dokunmanın, sevdiğimizin kokusunu o kağıtta aramanın heyecanı, bekleme süresi uzadıkça katlanırdı. Fotoğraf makinelerindeki filmlerin bitmesini, o filmin banyodan çıkmasını beklemek; çıkan karelerdeki "gözü kapalı" ya da "flulu" hallerimizi bile birer mucize gibi karşılamamıza sebep olurdu. Çünkü beklemek, kavuşacağımız şeye değer katardı.
Şimdi ise beklemeye tahammülümüz kalmadı. Bir video beş saniye geç açılsa sinirleniyoruz, mesajımıza iki dakika geç cevap gelse "görüldü attı" diye dertleniyoruz. Oysa beklemek, insana düşünme payı bırakırdı. Beklemek, arzuyu diri tutar, vuslatı kıymetlendirirdi. Şimdinin "hemen şimdi" dünyasında her şeye anında ulaşıyoruz ama hiçbir şeyin tadını tam olarak alamıyoruz. Hız, derinliği öldürüyor; acele, samimiyeti zayıflatıyor.
Bekleme kültürünün kayboluşu, aslında nezaketin ve tahammülün de azalması demek. Sıradaki yerini bekleyen, çayın demlenmesini sabırla izleyen, bir çiçeğin açmasını mevsimlerce gözleyen insan; hayatın akışına saygı duyan insandır. Oysa biz artık hayatı bir "yükleme çubuğu" gibi görüyoruz ve %100 olana kadar geçen her saniyeyi kayıp sayıyoruz.
Belki de biraz yavaşlamaya ihtiyacımız var. Bir fincan kahvenin soğumasını beklerken camdan dışarıyı izlemeye, bir dostun gelmesini beklerken telefon ekranına gömülmek yerine etrafı gözlemlemeye... Çünkü hayat, o "varış noktası"nda değil, aslında beklerken geçirdiğimiz o ince zaman dilimlerinde gizli.
Acele etmeyin; beklemek vakit kaybı değil, ruhun dinlenme molasıdır.