Dün İmkansızdı, Bugün Sıradan
Merve Taşel Öztekin
İnsanoğlunun en büyük süper gücü nedir diye sorsalar, sanırım çoğumuz "uyum sağlamak" deriz. Ancak bu güç, bazen en büyük zaafımıza da dönüşebiliyor. Şöyle bir geriye dönüp bakın; sadece birkaç yıl önce "imkansız" dediğimiz, "olmaz öyle şey" diye tepki verdiğimiz ne varsa, bugün sabah kahvaltısındaki zeytin kadar sıradanlaşmış durumda.
Kabullenişin Hızı
Eskiden bir fiyat etiketi değiştiğinde günlerce konuşur, şaşkınlığımızı gizleyemezdik. Şimdilerde ise market raflarındaki etiketlerin her hafta güncellenmesi, cep telefonlarımıza gelen zam bildirimleri artık nabzımızı bile hızlandırmıyor. Sadece fiyatlar mı? Hayır. Değişen yaşam koşulları, daralan sosyal alanlarımız, ekranlara hapsolan dostluklarımız... Hepsi birer "yeni normal" etiketiyle hayatımızın başköşesine kuruldu.
Alışmak, bir bakıma hayatta kalma mekanizmasıdır. Zihin, sürekli şok içinde yaşayamaz; kendini korumak için çevresindeki anormalliği normalleştirir. Ama bu durum beraberinde tehlikeli bir sessizliği de getiriyor. Artık şaşırmıyoruz. Şaşırmadığımız için de sorgulamıyoruz.
Neyi Kaybediyoruz?
Bu hızlı adaptasyon süreci, bizden bir şeyi sinsice çalıyor: Yaşam standartlarımıza dair hafızamızı. Eskiden bir akşam dışarı çıkmanın verdiği o keyifli ritüel, yerini "acaba ne kadar tutar?" hesabına bıraktı.
Gelecek planları kurarken yıllardan bahsederdik, şimdi önümüzdeki ayı planlayabilmek büyük bir başarı sayılıyor.
En kötüsü de, bu koşuşturma içinde "daha iyisini hak ettiğimizi" kendimize hatırlatmayı unutuyoruz. Hayatın değişen çehresine ayak uydururken, kendi değerlerimizin ve huzurumuzun bu değişimden ne kadar yara aldığını ölçemiyoruz.
Sonuç
Evet, hayat akıyor ve biz de o akıntıya kapılıp gidiyoruz. Alışmak, hayata devam etmemizi sağlıyor belki ama her şeyi olduğu gibi kabul etmek, bizi biraz da eksiltiyor. Belki de arada bir durup, "Bir dakika, bu gerçekten normal mi?" diye sormak gerekiyor. Çünkü ancak şaşırmayı ve sorgulamayı hatırladığımızda, sadece "hayatta kalmak" ile "gerçekten yaşamak" arasındaki o ince çizgiyi yeniden görebiliriz.
Yarın yeni bir zam haberiyle uyandığımızda veya bir alışkanlığımızı daha terk etmek zorunda kaldığımızda şunu unutmayalım: Uyum sağlamak zorunluluk olabilir ama kanıksamak bir tercihtir.