Ekranın Arkasındaki Gölgeler: Dijital Zorbalık
Merve Taşel Öztekin
Eskiden "zorbalık" denince aklımıza okul bahçesinde birinin defterini karalayan veya kantinde sıra arkadaşına kötü şakalar yapan çocuklar gelirdi. Akşam olup eve dönüldüğünde, o kapı kapandığında her şey dışarıda kalırdı. Ancak bugün dünya değişti. Artık zorbalığın ne mesaisi var ne de mekanı. Cebimizdeki telefonlar aracılığıyla, zorbalık yatak odalarımıza kadar sızmış durumda.
Dijital zorbalık, yani birini internet ortamında kasıtlı olarak aşağılamak, dışlamak veya taciz etmek, modern çağın en sinsi sorunlarından biri haline geldi.
Neden Bu Kadar Kolaylaştı?
Dijital dünyada zorba olmak, gerçek hayatta olmaktan çok daha zahmetsiz. Bir ekranın arkasına saklanmak, kişiye sahte bir cesaret veriyor. Kurbanının gözündeki o kırgınlığı, dökülen gözyaşını görmeyen saldırgan, yaptığı eylemin ağırlığını çoğu zaman fark etmiyor. Bir "yorum yap" butonu veya bir "paylaş" tuşu, bazen bir insanın hayatını karartmaya yetebiliyor.
Görünmez Yaralar
Fiziksel şiddetin izi zamanla geçer, morluklar iyileşir. Ancak dijital zorbalığın bıraktığı izler ruhun derinliklerine kazınıyor. İnternete düşen bir görüntü veya hakaret dolu bir mesaj, saniyeler içinde binlerce kişiye ulaşabiliyor. Bu durum, mağdurun kendisini sadece bir grup içinde değil, tüm dünyanın gözü önünde küçük düşmüş hissetmesine neden oluyor.
Ne Yapabiliriz?
Dijital zorbalıkla mücadele etmek sadece çocukların veya gençlerin görevi değil; bu bir dijital nezaket meselesidir. İşte birkaç temel adım:
Empati Kurun: Bir tuşa basmadan önce kendinize şunu sorun: "Bu cümleyi o kişinin yüzüne karşı söyleyebilir miydim?"
Sessiz Kalmayın: Birinin siber zorbalığa uğradığını gördüğünüzde "beni ilgilendirmez" demeyin. Zorbalığa karşı durmak, zorbanın gücünü kırar.
Kayıt Tutun ve Bildirin: Eğer hedef sizseniz, asla cevap vermeyin. Mesajların ekran görüntüsünü alın, kişiyi engelleyin ve platforma şikayet edin.
Sonuç Olarak
Teknoloji, bizi birbirimize bağlamak için var; birbirimizden koparmak veya yaralamak için değil. Klavyenin başına geçtiğimizde insanlığımızı geride bırakmamalıyız. Unutmayın, internette paylaştığımız her kelime, dijital ayak izimiz olarak kalır.
Gelin, dijital dünyayı nefretin değil, nezaketin yönettiği bir yer haline getirelim. Çünkü ekranın arkasında da olsak, hepimiz birer insanız.