Kusurlarımız: Ruhumuzun İmzası
Merve Taşel Öztekin
Eskiden bir işi "en iyi şekilde yapmak" bir erdemdi. Şimdilerde ise bu durum, ucu bucağı görünmeyen, bitiş çizgisi sürekli ileri taşınan yorucu bir maratona dönüştü. Sosyal medya vitrinlerinden iş dünyasının beklentilerine kadar her yer, bizi birer "mükemmeliyet heykeli" olmaya zorluyor. Peki, bu kusursuzluk yarışı bizi gerçekten zirveye mi taşıyor, yoksa kendi ellerimizle ördüğümüz bir mutsuzluk duvarının ardına mı hapsediyor?
Mükemmelin Düşmanı: "Henüz Olmadı"
Mükemmeliyetçilik, dışarıdan bakıldığında disiplinli bir çalışma azmi gibi görünse de aslında altında derin bir yetersizlik korkusu barındırır. "En iyisi olmazsa hiç olmasın" mantığı, bizi harekete geçirmekten ziyade felç eder. Yazılmayı bekleyen o makale, başlanması gereken o spor programı veya bir türlü açılamayan o hobi kursu... Hepsi, "yeterince mükemmel olmayacağı" endişesiyle ertelenir.
Sonuç mu? Hiç başlamamış işlerin ağırlığı ve "yapamadım" hissinin verdiği o buruk mutsuzluk.
"Yeterince İyi" Demenin Hafifliği
İşte tam bu noktada, devrim niteliğinde bir kavram devreye giriyor: "Yeterince iyi."
Bu bir pes ediş değil, aksine bir denge sanatıdır. "Yeterince iyi", elinden gelenin en iyisini yapıp gerisini akışa bırakabilme cesaretidir. Bir yemeğin sunumunun kusursuz olmaması ama tadının ev huzuru vermesi; bir sunumun harika grafiklere sahip olmasa da fikri net bir şekilde aktarmasıdır.
Kusursuzluk, insan doğasına aykırıdır. Doğa bile kusurlarıyla güzeldir; hiçbir ağaç simetrik değildir ama her biri birer sanat eseridir. Bizler neden her anımızda simetrik, hatasız ve parıltılı olmak zorundayız?
Kendi Sesinizi Duymak
Mükemmeliyetçilik tuzağından kurtulmanın yolu, kendimize şefkat göstermekten geçer. Hayat, hatalar yapıldıkça, tökezledikçe ve o tökezlemelerden yeni yollar keşfedildikçe anlam kazanır. Kusurlarımız, bizi diğerlerinden ayıran, bizi "biz" yapan imzalarımızdır.
Bugün kendinize bir iyilik yapın. Tamamlamaya çalıştığınız o işe, kurmaya çalıştığınız o hayata bir bakın. Belki de o, şu anki haliyle zaten yeterince iyidir. Unutmayın; bitirilmiş ve "yeterince iyi" bir iş, hiç başlanmamış veya bitirilememiş bir "mükemmel" hayalden çok daha değerlidir.