Hazar'ın Sessiz Hafızası
Melisa İzgi
Gündemin, siyasetin ve şehir hayatının o bitmek bilmeyen koşturmacasından biraz uzaklaşıp nefes almak istediğimde aklıma ilk gelen yerlerden biridir Hazar Gölü. Bazen karmaşadan kaçıp sadece durmak ve bakmak gerekir; Hazar tam da böyle bir yer.
Sivrice taraflarına doğru geçerken gölün o geniş, sakin maviliği karşılar sizi. Doğu’nun ortasında böyle devasa bir su kütlesiyle karşılaşmak şaşırtıcı gelebilir ama benim için burası her şeyden önce bir huzur durağı. Kıyısında oturup rüzgarı dinlemek, suyun yüzeyindeki hafif dalgaları izlemek bile kafanızdaki bütün yoğunluğu alıp götürmeye yetiyor.
Ama bu gölü sadece bir serinleme noktası yapmayan çok daha derin bir şey var: Batık Şehir.
Tekneyle gölün ortasına doğru açıldığınızda ya da kıyıdan dikkatlice baktığınızda, suyun metrelerce altında yatan o eski surları, taş yapıları görebiliyorsunuz. Yüzyıllar önce burada insanların yaşadığını, sokaklarında yürüdüğünü bilmek; sonra da bütün o geçmişin sular altında kaldığını düşünmek insana garip bir zaman algısı yaşatıyor. Suyun hemen altında duran o tarih, adeta sessizce bir şeyler anlatıyor gibi.
Ne abartılı bir lükse ne de süslü cümlelere gerek var. Hazar Gölü, altındaki o saklı tarihle birlikte sade ama güçlü bir hikaye sunıyor bize.
Bazen en derin cevaplar, suyun altında saklı duran o sessizlikte gizlidir.