Bir Asırlık Emanet
Melisa İzgi
Coğrafyanın kalbinde öyle anlar yaşanır ki, o anın sıcağı sıcağına ehemmiyetini kavramak kolay olmaz. Günlük koşturmacanın içinde kaybolur gideriz sanırız. Fakat zaman akar, toz duman çekilir ve geriye sadece o büyük kırılmanın çıplak hakikati kalır. 7 Ağustos günü imzalar atılıp haber bültenlerine o son dakika gelişmesi düştüğünde, hepimiz ekran başında öylece kalakaldık. Sadece diplomatik bir metne değil; zihnimize, hafızamıza ve vicdanımıza kazınan canlı bir tarihe tanıklık ediyorduk aslında.
İşte tam o an, insan şöyle bir durup düşününce ister istemez hisseder: Bazı görevler görev değildir; emanettir, tarihtir, medeniyettir.
O gün toplumun her kesimindeki heyecandan, masa başındaki analistin şaşkınlığına kadar herkes aynı hisse ortak oldu. Sokakta, evde, iş yerinde konuşulan tek bir şey vardı: Bir asır önce yarıda kalan görev bugün tamamlanıyor. Türkiye, askeri gücü ve stratejik birikimiyle bölgesel dengelerin tam merkezine yerleşti; kutsal toprakların güvenliğinde belirleyici ana aktör konumuna yükseldi. Bu, öyle kolay kolay kurgulanacak ya da tesadüfen yaşanacak bir süreç değildi.Bu tarihi anın arkasındaki siyasi iradeyi ve vizyonu da dosdoğru söylemek icap eder. Yıllardır küresel baskılara direnen, savunma sanayinde kendi ayakları üzerinde duran ve bölgede Türkiye'siz bir denklem kurdurmayan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararlı duruşu, 7 Ağustos’taki bu somut başarının en büyük mimarı oldu. Bu liderlik iradesi ve zamanlaması olmasaydı, bugün böylesine gurur verici bir ana hep birlikte tanıklık edemezdik. O masaya oturmak da, o imzayı attırmak da bir vizyon işidir.Günlük gürültüler geçer, gündelik tartışmalar biter, takvimler değişir. Ama bu anı ve bu hissi hafızalardan hiçbir şey silemez. Ekranlarda izlediğimiz o bir iki dakikalık imza töreni, aslında nesiller boyu kulaktan kulağa anlatılacak devasa bir hikayenin ilk cümlesidir. Bizler bugün sadece sıradan bir habere değil, coğrafyanın kaderinin yeniden yazılışına kendi gözlerimizle tanıklık ediyoruz.Yıllar geçer, isimler ve manşetler değişir; fakat bu topraklarda çekilen her çilenin, üstlenilen her büyük sorumluluğun elbet bir karşılığı vardır. Vakti geldiğinde tarih susar, millet hatırlatır. Yarın bu dönemin küçük siyasi çekişmeleri çoktan unutulduğunda, o tarihi günde atılan adımlar, sergilenen sarsılmaz duruş ve milletin kalbinde yakılan o meşale dipdiri kalacak. Gelecek nesiller, kutsal coğrafyadaki bu büyük sorumluluğu ve bu milletin sırtladığı asırlık emaneti daima minnetle, gururla ve hürmetle yad edecektir.