Melisa İzgi

Kırk Günün Ayazı, Bir Günün Güneşi

Melisa İzgi

Büyük laflar edip icraata gelince ortadan kaybolan, başkasının dökdüğü alın terine oturduğu yerden çamur atan insanlardan gına geldi. Hayatında bir kez olsun yükün altına girmemiş, zorluk görmemiş kişiler; gecesini gündüzüne katanların emeğini iki dakikada küçümsemeyi kendilerinde hak görüyorlar. İşler yolundayken en önde boy gösterip, en ufak bir fırtınada ilk kaçan yine bunlar oluyor.
Sıcak köşesinde oturup "Ben olsam öyle yapardım" demesi kolay tabii. Tarlada izi olmayanın harmanda gözü olması tam da bu devrin hastalığı. Ama hayatın şaşmaz bir kuralı var: "Kırk gün kar yağar, bir gün av olur."
Bu lafı sadece bir sabır tavsiyesi sananlar çok yanılıyor. Bu söz, her şeyin sonsuza kadar böyle gitmeyeceğini, çarkın gün gelip tersine döneceğini unutanlara açık bir gözdağıdır. Gün gelir, o çok güvendiğiniz imkanlar biter; gün gelir, küçümsediğiniz o insanların sırası gelir.
Kar günlerce yağabilir, ayaz insanı iliklerine kadar dondurabilir. Dışarıda dert çeken insanı "beceriksiz" sanıp oturduğu yerden akıl verenler, o kışın hiç bitmeyeceğini zanneder. Oysa karın altında sesini çıkarmadan bekleyen, zorluğa göğüs gerip pes etmeyen adam; günü geldiğinde o tek bir hamleyle bütün dengeleri altüst eder. Kimin ne kadar dayandığı da, kimin ilk virajda sattığı da işte o zaman net bir şekilde ortaya çıkar.
O yüzden kimse elindeki geçici güce, bugünkü rahatına bakıp da kimseyi ezmeye kalkmasın. Dün ne olduğunuz değil, yarın rüzgar tersine döndüğünde nerede duracağınız önemlidir. Sabreden için o güneşin doğacağı, masadaki hesapların kapatılacağı ve o boş konuşanların susmak zorunda kalacağı o bir tek gün mutlaka gelecek. Unutmayın; kar ne kadar çetin yağarsa yağsın, o kışın sonu her zaman bahardır.

Yazarın Diğer Yazıları