Sayın arkadaşım, acımıyor bak! Tırnaklar çekilse de acımıyor, dişler sökülse de, etler kesilse de…
Elektrik verilse de canımıza, kezzap dökülse de ruhumuza, ateşten denizlerden geçirseler de ayaklarımızı, boydan boya tutsalar da tabutluklarda yine de acıyor demez ağzım.
Halimizi bize böyle söyleyecek olan nerede? Yapmamız gerekeni haykıran var mı? Buna sabredebilen ve tahammül gösterebilen babayiğit nerede? Uyan ey halkım mevsim bahara erdi diyecek olan müjdecilere ne oldu?
Önden giden atlılar diyoruz sahi onlar geri dönmeyecekler mi bir daha? Yahya Kemal
ne güzel ifade etmiş:
“Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Birçok seneler geçti dönen yok seferinden.”
Galiba yalnız kaldık bu fani âlemde, güzel kaldık kendi halimizde.
Dut yemiş bülbüllerin ülkesinde habire şarkı söylüyoruz. Duyan var mı? Acımıyor bak ey halkım, ruhumun almış olduğu yaralar. Bu genç yaşta ne de yaralı ne de de arabeskim! Ne fırtınalar gördüm, ne ihanetler, ne iftiralar! Saysam dağ olur, yüreğim dağlanır yeniden. Müfterilere tazyikli bir kusmuk olur satırlarım ve hatırlarım bin yüzlüleri. Oysa bir yüzdü görmek istediğim, dostluğu da düşmanlığı da belli olsun. Ahmet Arif’ten bir nokta bu bahse güzel olur.
“Erkekçe olsun isterim,
Dostluk da, düşmanlık da.”
Oysa onurlu durmak insana acı vermiyor, net olmak zarar vermiyor kişiye ve berrak olmak da tadını kaçırmıyor âdemin.
Eğilmedim ey halkım, bir demir tel gibi bükülmedim. Bir lastik gibi çekilmedim o yana bu yana. Bir su gibi her kalıba girmedim. Maskem de olmadı asla alacalı bulacalı. Acımıyor tüm bunlardan canım.
Herkes öyle sağır kesilmişti ki korktum. Bu sessizlik kulak zarımı patlatacak denli tesirliydi.
Herkesin sağır kesildiği, taş ve duvar olduğu bir ülkedeyiz. Haksızlığa uğrayan meğer kendileri olmaya! Adam ölse yanlarında kimse tınmaz bile. O kadar duyarsız, o kadar kibriti çak yanarsa yansın havasında insanlar…
Acımıyor işte var mı diyeceğiniz? Yalanlar kanatmıyor yüreğimi, sahtekârlıklar artık sendeletmiyor bedenimi, iftiralar artık çok da umurumda değil! Acı vermiyor vatanını milletini sevmek, işini adam gibi yapmak, doğru dürüst, sorumlu, ahlaklı, kadirşinas, vefalı, hal ve had bilir olmak…
Kral çıplak demek acıtmıyor mesela! Padişahım çok yaşa dememek koymuyor adama! Marifet değil iki üç yanak okşayan iltifata aç olmak. Bir iki tatlı söz uğruna gebe kalmak hoş değil. Duruşundan taviz vermemek… Kendini mezada çıkartmadan ayakta durabilmek. Mesele bu işte; eğilmeden salkım söğüt misali, durabilmek başı dik bir kavak gibi… Bugün bütün bunların söylenmesi ve yapılması kolay değil, her babayiğidin harcı hiç değil.
Her espriye gülüş…
Her kalıba giriş…
Her çakmağa yanış…
Her marşa uygun adım alış…
Her oltaya kıt vuruş…
Her meteliğe kurşun sıkış…
Her sunuma arz ediş…
Her azığa ağız açış…
Her zulme oh deyiş…
Her kazığa ah çekiş…
Halimize bak Allah aşkına ey millet! Bu kadar ucuz değil bütün bunlar, bu kadar kelepir ve elden ayaktan düşme hiç değil! Defolu bir yaşam sunuluyor sizlere, bol yalakalı günler bekliyor sizi. Alakalı olmak lazım bir yerlere demir atmak için, kazık çakmak için bir yerlere mutlaka alacalı bulacalı olmalı insan.
Onur nerede? Şan şeref lütfen, çık desem çıkar mısın ortaya? Ahlak sadece sakız olmuş her ağızda çiğnenen ama asla varolmayan. Haddini bilmek gündüz dahi fenerle görünmüyor ortalıkta. Yazık.
Romalı bir komutandı Pautus, bir ayaklanma düzenledi, yakalandı. İdama mahkûm oldu.
Soylu olduğu için Roma geleneklerine göre kendi hayatını kendi elleriyle alma hakkı tanındı, bir odaya sokup yanına bir hançer bıraktılar. Annesi, babası, karısı, yakınları, dostları kapıda yere yıkılan vücudun düşüşünü duymak için kederle bekliyor ama kendini bıçaklayan Pautus’un düşen vücudunun sesinin yerine bir türlü kendini öldüremeyen adamın ayak seslerini duyuyorlardı.
Sessiz bir utanç hepsini sarmıştı. Sonunda bu utanca dayanamayan karısı hiç kimseye bir şey söylemeden kapıyı açıp içeri girdi. Masanın üstünde duran hançeri alıp kendi karnına sapladı. Sonra çıkardığı hançeri kocasına uzattı:
—Pautus bak acımıyor, diye.
Bizlerin de birer “Pautus bak acımıyor.” diyeni olsa! Ülkeye hep iyi şeyler dileyeni… Eşini dostunu seveni… İnsanlığı öne alıp iyilik iyidir diyeni… Fikirler başka başka da olsa hepsine saygı duyanı…
Acımıyor yüreğim onca eziyete. Kanamıyor kalbim artık her zulmete. Güzel ülkem, bak acımıyor yüreğim işte!