Gürhan Gürses

Kelimelerin Gücü

Gürhan Gürses

Solomon Adaları'nda yaşayan yerlilerin ilginç bir ağaç kesme yöntemi varmış. Baltayla kesemeyecekleri kadar kalın bir ağacı, üfleyerek deviriyorlarmış. İnanmadınız değil mi? Siz inanmayın ve çevrenizdeki herkese kötü söz söylemeye devam edin. Onları üzdüğünüzü, kırdığınızı, kuruttuğunuzu ve en sonunda da devirdiğinizi gördüğünüz vakit çok geç olacak.

Ben inanıyorum buna çünkü çok kırıldım, ağzımızdan çıkan her nefes iyi ya da kötü mutlaka bir şekilde yerini bulur. Safranbolu'nun köylerinde de meyve vermeyen ağacı baltayı dokundurarak korkutuyorlarmış “Meyve vermezsen seni keseceğim.” diye. Kaç kişiden duydum bunu, siz inanmayın ama senesine ağacın meyveye durduğunu da bilin.

Kötü sözü diyorum, yerliler ağacın yüzüne yüzüne üflüyorlar. Hem de hep birlikte, yan yana durup bir suçlunun yüzüne tükürür gibi ağaca fısıldıyorlar. Onu kurutuyor, sonunda da deviriyorlar. Ağacın da ruhu olduğuna inanıyorlar ve o ruhu kötü sözle çekip alıyorlar.

Her gün onlarca kötü sözü üzerine boca ettiğimiz insanları düşünün bir zahmet: evde, işte, okulda, caddede, sokakta, çarşıda, pazarda... Ve insanların da taşıdığı bir ruh vardır göremesek de: cam gibi kırılgan, çiçek gibi nobran el değdiğinde kuruyan…
    
İnsanların yüzüne yüzüne üflediğimiz kem sözler... İçten içe ama hissettirerek onlara ettiğimiz beddualar... Fısıldadığımız sinkaflı sözler… Hakaretler... Lanetler… Bini bir para… Bini bir küfür sadece!  Ama yerliler diyorum, Solomon Adaları'nda yaşayanlar... Kesemeyeceklerine inandıkları kocaman ağacın karşısına hep birlikte dizilip yekağızdan ağaca kötü sözler fısıldıyorlar. Aynen böyle!  İnandıkları şu: Her ağacın bir ruh taşıyor ve kötü sözler fısıldayarak bu ruhu ağacın içinden çıkartmak istiyorlar. 
    
İnanmazsınız ama haklı da çıkıyorlarmış. Bir süre sonra ağaç kurumaya başlıyor ve devriliyormuş. Düşünün kötü söze dayanamayan koca gövdeli, salkım saçaklı köklere sahip bir ağaç... Bir kötü sözle canevinden vurulmuş yatıyor yerde boylu boyunca. Dilden daha büyük silah mı var Allahaşkına?

Sakın o kem sözlü barutlarla yüklü dilinizi insana doğrultmayınız. Namlunuz da insan olmasın, hedefinizde.

Bizler de bu yerlilerin ağacın içinde farz ettiği ruhun, insanlarda da olduğunu görebilsek ve onları da baltadan, hızardan daha kötü olan sözlerin devireceğine, yaralayacağına hatta öldüreceğine inanabilsek...

Söz baltadan keskindir, testereden dişlidir, hızardan hızlıdır. Bu yüzden ağızdan çıkan her söze, mutlak anlamıyla hakim olmamız gerekiyor. “Kelimelerin gücünü anlamadan insanların gücünü anlayamazsınız.”
    
Kırdığım kalpler geldi aklıma, yok yere üzdüğüm canlar, haksız yere sarf ettiğim sözler... Sesimi yükselttiğim kıymetliler, eziyet ettiğim değerliler, yok saydığım önemliler. Değil bir insana, bir böceğe, bir çiçeğe dahi yükseltmemek gerekirmiş sesimizi, çok iyi anladım.

Şimdi "Öldürücüdür." ibaresini insanın üzerine yazmanın tam zamandır, “Zehirleyicidir." ibaresini de.

İnsanı incitme ki sen de incinmeyesin. Kırma kalbi ki kırılmasın kalbin. Canı yakma ki yanmasın canın. Bir bumerang gibidir hayat, ne verirsen onu alırsın ne söylersen onu duyarsın.  Yankısı sana ayarlıdır hayatın, güzelliğin, çirkinliğin; iyiliğin, kötülüğün...

İnanamayabilirsiniz buna. Devam edebilirsiniz kem sözler söylemeye. Sinkaflı küfürlerle imparatorluk kurabilirsiniz.  Kârınız ne olacak diye sormak istiyorum? Gül varken dikene dolanmanın, iyilik dururken kötülüğe bulaşmanın manası nedir?

İnsanı kırmadan bazı şeyleri iyileştirebilsek... İnsanı kurutmadan bazı yanlışları düzeltebilsek... Öldürmeden yaşatabilsek ve insanı, insan olduğu için hatasıyla anlayabilsek... Sonunda da yerlilerin ağacın içinde farz ettiği ruhun insanlarda da olduğuna inanabilsek… Onları baltadan daha çok, kötü sözlerin devireceğine, sözün baltadan daha keskin ve yaralayıcı olduğuna ikna olabilsek…

Yazarın Diğer Yazıları