Bir İhtimalin Varlığına İnanmak
Merve Taşel Öztekin
Hayatta bazen elimizde hiçbir kesinlik kalmaz. Ne olacak bildiğimizden eminizdir ne de olmayacak olanın gerçekten olmayacağından… Tam da böyle zamanlarda, insanın elinde kalan en kıymetli şey bir ihtimaldir. Belki olacak…
Bazen yalnızca bu iki kelime, insanın yeniden ayağa kalkmasına yeter. Çünkü ihtimal, henüz gerçekleşmemiş bir şeyin sessizce kapıyı çalma biçimidir. Kesinlik kadar güçlü değildir belki ama içinde sonsuz bir alan taşır. Olmamış olanın henüz mümkün olduğunu hatırlatır bize.
İnsan çoğu zaman gerçekleşenlerden çok, gerçekleşme ihtimali olan şeylerle yaşar. Bir gün her şeyin değişebileceğine, beklenen bir haberin gelebileceğine, kapanmış sandığımız bir kapının yeniden açılabileceğine inanır. Çünkü hayat, yalnızca sahip olduklarımızdan ibaret değildir; henüz sahip olmadıklarımızın ihtimali de hayatın bir parçasıdır.
Belki de umut dediğimiz şey, tam olarak budur. Bir ihtimali gerçeğin yerine koymak değil; gerçeğin henüz yazılmamış bir tarafı olduğuna inanmak…
Bazen bir insanı bekleriz. Bazen bir haberi. Bazen hayatımızın başka bir döneme geçmesini… Ve çoğu zaman bizi ayakta tutan şey, elimizdeki gerçekler değil, bütün gerçeklerin değişebileceğine dair küçücük bir inançtır.
Çünkü insan, her şey bittiğinde değil; hiçbir şeyin değişmeyeceğine inandığında yorulur. Oysa bir ihtimal varsa, hikâye henüz tamamlanmamıştır.
Belki bugün olmadı. Belki beklediğimiz kapı açılmadı. Belki verdiğimiz emek karşılığını bulmadı. Belki de uzun zamandır içimizde taşıdığımız o güzel düşünce, bir türlü gerçeğe dönüşmedi. Ama bunların hiçbiri, yarının bugünden farklı olamayacağı anlamına gelmez.
Hayatın en güzel tarafı da biraz burada saklıdır. Bize hiçbir zaman bütün cevapları vermez.
Bazı yolları yürürken öğreniriz, bazı insanları kaybettikten sonra anlarız, bazı güzelliklerin ise tam olarak ne zaman geleceğini hiçbir zaman bilemeyiz. Fakat bilmemek her zaman kötü değildir. Çünkü bilinmeyenin içinde ihtimal vardır.
Ve ihtimal, insanın geleceğe bıraktığı en sessiz cümledir.
“Belki…”
Ne kadar küçük görünür bu kelime. Oysa bazen bir insanın bütün hayatını değiştirecek kadar büyüktür.
Belki yarın daha güzel olacak. Belki beklediğin haber gelecek. Belki bugün uzak görünen şey, bir gün hayatının en güzel gerçeğine dönüşecek. Belki de şu an yaşadığın bütün zorluklar, seni henüz tanışmadığın bir güzelliğe hazırlıyordur.
Bu yüzden her şeyden emin olmak zorunda değiliz. Her yolun sonunu bilmek, her sorunun cevabını bulmak zorunda da değiliz. Bazen sadece bir ihtimalin varlığına inanmak yeter.
Çünkü insanın içinde küçücük de olsa bir ihtimal kaldığında, karanlık tamamen karanlık değildir.
Ve belki hayat dediğimiz şey de tam olarak budur: Olmayacağını düşündüğümüz şeylerin arasında, “ya olursa?” diyebilecek kadar cesur kalabilmek.
Bir ihtimale inanmak, safça beklemek değildir. Bazen hiçbir kanıt yokken bile kalbinin geleceğe tamamen sırtını dönmemesidir.
Çünkü bazı güzellikler önce gerçekleşmez. Önce ihtimal olur. Sonra umut. Sonra sabır.
Ve bir gün, hiç beklemediğin bir anda, dönüp geriye baktığında anlarsın:
İyi ki o ihtimale inanmışım.
Çünkü bazı yollar, yalnızca yürümeye devam edenlere açılır.