Yurtseverim deyip de “yuh”sever olmayın zinhar! Biz en çok memleket sevdalılarından çektik. Yuh yoluna gitmeyin bir zahmet!
Bedduamıza katılmak isterseniz buyurun. İllaki vardır sizin de çektiğiniz kocaman ve içten bir:“YUH!”
Sokağın ortasında bir yuh çektim. Herkes dönüp baktı. “Az değilmişsiniz!” dedim. Kim bilir ne yaptınız da yuh bekler oldunuz?
Yuh olsun cahile, cühelaya; hakka kör, batıla göz olana… Yetim hakkı yiyene, devlet malı çalana, azı çok gösterene, çoğu aza çevirene, süte su katana, tartıya hile bulaştırana, herkesi kaz görene, mevkiini enkaza çevirene…
Yuh olsun dünyayı karantinaya çevirene; çocukları aç bırakana, insanlığı yok edene, çevreyi kirletene, ağacı kesene, suyu bulandırana, havayı zehirleyene, ateşe benzin dökene…
Yuh olsun maiyetine zulmedene; tıksırıncaya kadar yiyip emrindekileri aç bırakana, zıkkımlanıp içip bünyesindekileri susuz koyana, bir eli yağda bir eli balda olup insanına kuru ekmeği çok görene…
Yuh olsun “Hep bana!” diyene; “Buranın şahı da sultanı da benim!” diye böbürlenene, kurumlu yürüyene, cakalı oturana, karşısındakine göz ucuyla bakana, makamın koltuğuna gömülüp halka gitmeyene…
Yuh olsun temeli çürük atana, çiviyi yanlış çakana, kaçak kat çıkana, süse kanıp kolonu kaldırana, bu dünyaya kazık çakıp öte dünyayı unutana, afeti fırsata çevirene, depremde kirayı artırana…
Yuh olsun yola çukur kazana, cama taş atana, cana gözyaşı salana, pişmiş aşa su katana, komşusu açken tok yatana…
Yuh olsun şov yapana, adam kayırana, hayrı hasenatı gösteriş için yapana, mazluma tekme atana, masumu hor görene, yere çöp atana, fidanı kökünden çekene, hayvana eziyet edene, suyu kirletene, ekmeği çöpe atana…
Yuh olsun dar günde fırsatçılık yapana, zor günde çelme takana, kötü günde zurna çalana, cenazede halay çekene; başkasının derdiyle hemhâl olmayana, yanana yanmayana, ağlayana mendil olmayana, düşene el uzatmayana…
Yuh olsun insan olmayana, cana yanmayana, vicdanını rafa kaldırana, şefkati yok sayana, gözlerinden yaş yerine taş akana, kalbi beton olana…
Yuh olsun vazifesini yaparken bunu büyük bir marifetmiş gibi abartıp milletin gözüne sokana; attığı her adımı, yediği her lokmayı âleme duyurana…
Yuh olsun ülkesine ihanet, insanına lanet edene; kendi değerlerine düşman olana, bir hiç uğruna ahiretini hiç edene, varlığını kendi eliyle linç edene…
Yuh olsun dik durmayana; naylondan kalıba girene, eriyene, bükülene, yere kapanana, sürünene…
El ayak öpmekten dudağı sarkana, temenna etmekten beli kamburlaşana, başkasını alkışlamaktan elleri şişene, başkasını övmekten kendi sözünü unutanlara…
Yuh olsun hana hamama girip de temizlenip aklandığını sanana!
Ey gafil! Ruhun katmer katmer kir bağlamışsa okyanusa girsen sökülmez.
Sen ebabil olamadıktan sonra fil sürüsüne, umreye gitsen ne yazar?
Ülkendeki ateşe karşı gagasında bir damla su taşıyan güvercin olamadıktan sonra hacca gitsen ne olur?
Sen karınca olamadıktan sonra davana, istikametini çizemedikten sonra Hicaz’a varsan da nafile!
Yuh olsun hacıya hocaya gidip de bütün günahlarından kurtulduğunu sanana!
Ziyarete gidip bez bağlamakla olmaz teslimiyet; bunu bir zahmet fikret!
Umreye gitmekle bitmez Müslümanlık. Asıl mesele dönüştedir.
Bir kalbe girebildinse, bir cana şifa olabildinse,
düşene bir el uzatabildinse, bir aça ekmek olabildinse…
İşte o vakit ibadetin hayata değmiştir. Çünkü Müslümanlık yalnız ibadet anında değil; hacdan sonra, namazdan sonra, oruçtan sonra da devam eder.
Yuh olsun sana, bana!
Biz olup yanamadığımız için birbirimize; kol kanat geremediğimiz, aynı acıya ağlayamadığımız, aynı sevince gülemediğimiz için…
Yuh olsun insanını etiketleyip fişleyene; “şucu”, “bucu” yaftasını yapıştırıp ayırana, kendisinden olmayana tavır alana, kendisine benzemeyene posta koyana…
Yuh olsun takiyeli makam sahiplerine; içi dışı ayrı olana, yüzüne dostça gülüp sen arkanı döndüğünde zehrini akıtana…
Yuh olsun “İnsanım!” deyip de insanlıktan nasiplenmeyene; alt katta cenaze varken üst katta tepinene, yanı başında yangın varken köpüklü havuzda yüzene, çöpte ekmek arayan varken ekmeği çöpe atana…
Asıl deprem yüreğimizde, asıl çığ içimizde!
Enkaz altındayız ahlaken, çığ altındayız manen!
Yanlışı görüp susana, haksızlığı görüp başını eğene de yuh olsun!
Bu bir “Yuhname”dir.
Pulu tükürüklüdür.
Hak edene ivedi yazılıdır.
Sakın bana: “Yuh artık!” demeyin. Çünkü söylediklerim az biledir!