İlknur Tabak Mutlu

Haritayı Açma, Yönünü Bul

İlknur Tabak Mutlu

Telefonun haritasını kapatsak yönümüzü bulabilir miyiz?
Bunu geçenlerde düşündüm. Artık bilmediğimiz bir yere gitmeyi bırakın, bildiğimiz bir adres için bile navigasyonu açıyoruz. Telefon “200 metre sonra sağa dönün” diyor, dönüyoruz. Yanlış sokağa girersek de telaş yok, birkaç saniye sonra yeni rota hazır.
Peki telefon yoksa?
İşte bu hafta anlatmak istediğim spor tam burada başlıyor: Oryantiring.
Adını ilk kez duyanlar olabilir. Ben de doğa sporları üzerine araştırmaya başladıkça bazı sporların ne kadar ilginç olduğunu daha iyi fark ediyorum. Oryantiring de onlardan biri.
En basit hâliyle anlatırsak; elinizde bir harita ve pusula var. Arazide belirlenmiş kontrol noktalarını bulmaya çalışıyorsunuz. Ama öyle dümdüz bir yolda ilerlemiyorsunuz. Hangi yolu kullanacağınıza, nereden döneceğinize, hangi güzergâhın daha kısa olduğuna siz karar veriyorsunuz.
Yani sadece hızlı koşmak yetmiyor.
Biraz da kafayı çalıştırmak gerekiyor.
Hatta çok hızlı koşup yanlış yöne giderseniz, sizden daha yavaş olan biri yarışı sizden önce bitirebilir. Hayat gibi biraz… Hızlı gitmek her zaman doğru yere gittiğiniz anlamına gelmiyor.
Ben işin bu tarafını sevdim.
Son haftalarda bu köşede trekkingden kanoya, bisikletten kampçılığa, kaya tırmanışına kadar birçok doğa sporundan söz ettik. Bunların hemen hepsinde Elazığ’ın coğrafyasına başka bir gözle bakmaya çalıştık.
Oryantiringi düşününce benim aklıma ilk gelen yerlerden biri ise Harput oldu.
Harput’un sokaklarını, tarihi yapılarını ve çevresindeki araziyi düşünün.
Elinizde bir harita…
Bir sonraki kontrol noktasını arıyorsunuz.
Bir tarafta Harput Kalesi, diğer tarafta yüzyıllardır ayakta duran yapılar, biraz ileride bambaşka bir manzara.
Tabii “Harput oryantiring için uygundur” diye teknik bir hüküm vermek benim işim değil. Böyle bir organizasyon yapılacaksa parkurun uzmanlar tarafından değerlendirilmesi, güvenliğin ve tarihi alanların korunmasının dikkate alınması gerekir.
Ama fikrin kendisi bile güzel değil mi?
Üstelik bu sporun çocuklar ve gençler için çok başka bir tarafı var.
Bugün çocuklarımızın önüne bir adres koyduğumuzda ilk yapacakları şey muhtemelen telefonu çıkarmak olur. Oysa eline harita ve pusula verdiğiniz bir çocuk; yön bulmayı, çevresine dikkat etmeyi, karar vermeyi ve hata yaptığında yeniden yolunu bulmayı öğreniyor.
Bence bunlar küçümsenecek şeyler değil.
Okullar arasında küçük oryantiring etkinlikleri yapılsa mesela…
Çocuklar sınıftan çıksa, öğretmenleri ve eğitmenleri eşliğinde güvenli bir parkurda yarışsa. Bir kontrol noktasını bulduğunda yaşadığı sevinci düşünün.
Hem hareket edecek hem düşünecek.
Üstelik bunu ekran karşısında değil, dışarıda yapacak.
Son zamanlarda gençlerden bahsederken sürekli aynı yere geliyorum ama galiba bunda haklıyım: Gençlere “Telefonu bırakın” demek kolay.
Asıl mesele telefonu bıraktıklarında ellerine ne vereceğimiz.
Belki bir bisiklet.
Belki bir kano küreği.
Belki bir çadır.
Bu kez de bir pusula.
Bir de işin şehir tanıtımı tarafı var. Harput gibi tarihi bir alanda, gerekli izinler ve koruma şartları gözetilerek düzenlenecek geniş katılımlı bir organizasyon düşünün. Başka şehirlerden sporcular geliyor, yarışıyor, Elazığ’ı geziyor. Yarış bittiğinde Harput’ta yemek yiyor, ertesi gün Hazar’a gidiyor.
Bir spor etkinliği yine dönüp dolaşıp şehrin turizmine, esnafına ve tanıtımına dokunuyor.
Aslında haftalardır anlatmaya çalıştığım mesele de bu.
Elazığ’a sürekli “Burada ne eksik?” diye bakıyoruz.
Biraz da “Burada ne var?” diye bakmalıyız.
Çünkü bazen yeni bir şey bulmamız gerekmiyor. Elimizdekileri başka türlü kullanmamız yeterli.
Bu hafta dağlara çıkmadık, göle açılmadık.
Elimize sadece bir harita ve pusula aldık.
Şimdi önümüzde iki yol var.
Hangisinden gideceğimizi navigasyona sormayacağız.
Biraz da kendi yönümüzü kendimiz bulalım

Yazarın Diğer Yazıları