Merve Taşel Öztekin

Kötüye Yormadan Önce

Merve Taşel Öztekin

Hayat, her zaman istediğimiz gibi ilerlemez. Bazen beklediğimiz bir haber gecikir, bazen bir insanın sözü içimize dokunur, bazen de yaşadığımız bir olay bizi düşüncelere sürükler. Böyle zamanlarda çoğu kez aklımıza ilk gelen, işin kötü tarafını düşünmek olur. Henüz ne olduğunu tam olarak bilmeden üzülür, söylenmemiş sözlerden anlamlar çıkarır, yaşanmamış olayların yükünü omuzlarımıza alırız. Oysa insanın kendine yapabileceği en büyük iyiliklerden biri, her şeyi kötüye yormak yerine iyi tarafından bakmayı öğrenmektir.

İyiye yormak, yaşanan her şeyi güzel görmek ya da hayatın zorluklarını yok saymak değildir. Aksine, gerçeği olduğu gibi kabul ederken kendimize gereksiz yere acı çektirmemeyi bilmektir. Bir insanın sessizliğini hemen kırgınlığa, geciken bir cevabı ilgisizliğe, aksilikleri de hayatın bize karşı olduğu düşüncesine bağlamamak gerekir. Çünkü bazen bilmediğimiz nedenler vardır, bazen insanların anlatamadığı dertleri, bazen de zamanla anlam kazanacak olaylar yaşarız. Her boşluğu olumsuz düşüncelerle doldurmak, gerçekte yaşamadığımız sıkıntıları bile kendi ellerimizle büyütmemize neden olur.

İnsan neye odaklanırsa biraz da onunla yaşamaya başlar. Sürekli kötüyü düşünen bir zihin, en güzel günün içinde bile üzülecek bir neden bulabilir. Her olayın arkasında bir sorun, her sözün altında başka bir anlam arayan insan, zamanla huzurunu kendi düşüncelerine teslim eder. Oysa iyiye yormayı bilen biri, aynı olayın içinde başka bir ihtimali de görebilir. Belki bugün olmadı ama yarın olacak, belki bu kapı kapandı ama başka bir yol açılacak, belki de bugün anlam veremediğimiz bir olay bizi daha doğru bir yere götürecek. İşte insanın içindeki umudu canlı tutan, bu ihtimallere yer açabilmesidir.

Üstelik iyiye yormak yalnızca insanın kendisine değil, çevresine de iyilik getirir. Bir insanın davranışını hemen yanlış anlamak yerine onu anlamaya çalışmak, bir hatayı büyütmek yerine telafi edilmesine fırsat vermek, bir sözü kırgınlık sebebi yapmak yerine konuşarak çözüm aramak ilişkileri güzelleştirir. Çünkü insanlar arasındaki pek çok kırgınlık, gerçeğin kendisinden çok, gerçeğe yüklediğimiz anlamlardan doğar. Bazen bir yanlış anlaşılma, üzerinde düşünülmeden verilen bir tepki yüzünden büyür; bazen de bir anlayış, söylenmek üzere olan onlarca kırıcı sözün önüne geçer.

Elbette her insanın niyeti iyi değildir, her olayın sonu istediğimiz gibi bitmez. İyiye yormak, kimsenin hatasını görmezden gelmek ya da kendimize yapılan haksızlıklara sessiz kalmak anlamına da gelmez. İnsan hem iyi niyetli olabilir hem de sınırlarını koruyabilir. Önemli olan, kötülük ihtimali var diye her şeye kuşkuyla yaklaşmamak, birkaç kötü tecrübe yüzünden dünyaya ve insanlara olan inancımızı kaybetmemektir. Çünkü bir insanın bizi üzmüş olması, karşımıza çıkacak herkesin aynı şeyi yapacağı anlamına gelmez.

Bazen hayatın değişmesi için şartların değil, bakış açımızın değişmesi gerekir. Aynı yağmur, birine planlarının bozulduğunu düşündürürken diğerine toprağın can bulacağını hatırlatır. Aynı gecenin karanlığı, birine korku verirken diğerine sabahın yakın olduğunu düşündürür. Olaylar her zaman bizim elimizde olmayabilir ama onlara nasıl yaklaşacağımız konusunda kendimize bir şans verebiliriz. Her şeyin kötüye gideceğini düşünerek yaşamakla, güzel ihtimallere de kapı aralayarak yaşamak arasında büyük bir fark vardır.

Belki de bu yüzden insan, kalbini yalnızca yaşadıklarına göre değil, yaşadıklarını nasıl yorumladığına göre de korumalıdır. Her olumsuzluğun içinde bir ders, her gecikmenin içinde bir sabır, her belirsizliğin içinde yeni bir ihtimal arayabilmelidir. Çünkü bazen huzur, her sorunun cevabını bulmakta değil, cevabını henüz bilmediğimiz sorularla kendimizi yıpratmamayı öğrenmektedir.

İyiye yormak iyilik getirir; çünkü insanın düşüncesi önce kendi kalbine, sonra davranışlarına, ardından da çevresine yansır. Güzel düşünen insan her zaman güzel sonuçlarla karşılaşmayabilir ama karşılaştığı zorlukların içinde bile kendisine iyi gelecek bir yol bulabilir. Belki de hayatın bize sunduğu en güzel imkân budur: Her şeyi kontrol edemesek de umudumuzu, niyetimizi ve bakış açımızı koruyabilmek.

Öyleyse henüz sonu belli olmayan olayları kötüye yormak için acele etmeyelim. Biraz sabredelim, biraz anlayış gösterelim, biraz da güzel ihtimallere inanalım. Çünkü bazen insanı yoran, yaşadığı olay değil, o olayın içinde kurduğu olumsuz senaryolardır. Unutmayalım ki iyi düşünmek her şeyi değiştirmeyebilir ama insanın her şeyle baş etme biçimini değiştirebilir. Ve bazen iyilik, hayatımıza büyük bir mucizeyle değil, bir olaya güzel tarafından bakmayı seçtiğimiz küçücük bir anla girer.

Yazarın Diğer Yazıları