Fırtınanın İçinde Dans Etmeyi Öğrenmek
Merve Taşel Öztekin
Hayat, her zaman istediğimiz gibi ilerleyen, önümüze yalnızca güzel günler çıkaran bir yolculuk değil. Bazen hiç beklemediğimiz anda karşımıza çıkan zorluklarla, kırgınlıklarla, hayal kırıklıklarıyla ve içinden çıkmakta zorlandığımız meselelerle sınanırız. Kimi zaman her şey üst üste gelir, insan kendini bir fırtınanın tam ortasında bulur. İşte tam da o anlarda hayatın bize öğrettiği en önemli şeylerden biri, fırtınanın dinmesini beklemek yerine onun içinde ayakta kalabilmeyi öğrenmektir.
Çünkü hayat, bütün sorunlarımızın ortadan kalkmasını bekleyerek yaşanacak kadar uzun değil. Her şeyin yoluna girmesini, bütün taşların yerine oturmasını, kimsenin bizi üzmemesini ya da hiçbir şeyin planlarımızı bozmamasını beklersek belki de yaşamın en güzel anlarını kaçırırız. Oysa bazen en güzel başlangıçlar, en zor günlerin içinde saklıdır.
İnsan çoğu zaman mutluluğu şartlara bağlar. Bir gün her şey düzelecek, işler yoluna girecek, beklediğim haber gelecek, insanlar beni anlayacak ve ben de o zaman huzurlu olacağım der. Fakat hayatın kendisi bize her zaman beklediğimiz kolaylığı sunmaz. Bazen beklediğimiz kapılar açılmaz, bazen emek verdiğimiz şeyler karşılığını bulmaz, bazen de hiç hak etmediğimiz kırgınlıklarla baş başa kalırız.
Ama bütün bunlar, hayatın güzelliğini görmemize engel olmak zorunda değil.
Yağmur yağarken de mutlu olunabilir. İnsan, gözleri doluyken de gülümseyebilir. Bir şeyler yolunda gitmiyorken de sahip olduklarının kıymetini bilebilir. Çünkü mutluluk, yalnızca her şeyin kusursuz olduğu zamanlarda hissedilen bir duygu değildir. Bazen bir fincan kahvede, bazen sevdiğimiz bir insanın sesinde, bazen içten gelen küçük bir tebessümde, bazen de bütün yorgunluğumuza rağmen yeniden başlayabilme cesaretinde saklıdır.
Fırtınalar bize yalnızca zorlukları değil, kendimizi de tanıtır. Ne kadar güçlü olduğumuzu, hangi insanlarla yol yürümemiz gerektiğini, neleri geride bırakabileceğimizi ve aslında ne kadar çok şeye dayanabildiğimizi öğretir. Her fırtına biraz yorar ama bazı fırtınalar insanın bakışını da değiştirir. Eskiden büyüttüğümüz meselelerin küçüldüğünü, peşinden koştuğumuz şeylerin önemini yitirdiğini, huzurun ise her şeyden daha değerli olduğunu zamanla anlarız.
Belki de hayatın sırrı tam olarak burada saklıdır: Her şeyin güzel olmasını beklemek yerine, güzelliği her koşulda bulabilmek…
Unutmayalım ki hiçbir yağmur sonsuza kadar yağmaz. Ancak yağmurun ne zaman dineceğini beklerken hayatı ertelemek de bize yakışmaz. Bazen ıslanmayı göze almak, bazen düşsek de yeniden ayağa kalkmak, bazen de gözyaşlarımızı silip yolumuza devam etmek gerekir.
Çünkü hayat, fırtınanın geçmesini bekleyenlerin değil, fırtınaya rağmen yaşamayı bilenlerin hikâyesidir. Ve belki de en güzel danslar, tam da yağmurun en çok yağdığı zamanlarda edilir.